Kırklı yıllarda gelişen bebop dili, çalgılardan alışılmadık bir hız ve netlik istedi. Trombon bu dile en uzak duran çalgı sayılıyordu; sürgü hareketinin piston hızına yetişemeyeceği düşünülüyordu.
J.J. Johnson bu varsayımı geçersiz kıldı ve trombonu bebop repertuvarının tam merkezine taşıdı.
Bunu üç teknik tercihle yaptı. Birincisi konum ekonomisidir: pasajlar, sürgü hareketini en aza indirecek biçimde planlandı.
İkincisi dil kullanımıdır. Sesler arasındaki geçiş sürgüye değil, çok hafif bir dil temasına bırakıldı ve kayma duyulmadı.
Üçüncüsü ise ton tercihidir; ince ve odaklı bir ton, hızlı pasajlarda netliği korudu. Bu üç unsur bir arada, trombonun teknik sınırlarını yeniden tanımladı. Kursiyer açısından bu icranın öğrettiği şey açıktır: hız, kolun hızından çok planlamadan gelir.
Çalışma önerisi de buradan çıkar. Hızlı bir pasaj çalışılmadan önce konum planı yazılır ve hareket en aza indirilir.
Dinleme yapılırken tek bir başlığa odaklanmak gerekir: seslerin arasındaki geçişler nasıl bağlanıyor? Derslerimizde hızlı pasaj çalışmaları konum planı ve dil legatosu üzerinden yapılır.